Hayati tehlikeye rağmen hasta tedaviyi reddedebilir mi?

25/7/2008 · Kategori: hasta haklari

www.hastaninhaklari.com www.saglicaklakal.com
“112 Acil Servis görevlilerince hastaneye getirilen kadın hasta, acil olarak hastaneye yatırılmıştır. Hastanın sağ alt ekstremitesinde (bacağında) diz altı bölgede yaygın yumuşak doku enfeksiyonu, osteomiyelit (kemik ve kemik iliği enfeksiyonu) ve nekroz mevcuttur. Hastaya ilk geliş anından itibaren acil operasyon gerektiği ve bacak amputasyonu (bacağın kesilmesi) yapılmasının gerektirdiği ve bu işlemin geciktirilmesinin de hayati tehdit edebileceği anlatılmıştır. Hastaya anestezi öncesi gerekli konsultasyon istenmiş ve tetkikler yapılmıştır. Ancak hastanın hastane içerisinde naklini gerektiren bazı tetkikler hastanın reddetmesi nedeniyle yapılamamıştır. Hastanın günlük takibi tıbbi gereklere uygun olarak sürdürülmüş olup ayrıca psikiyatri konsultasyonu ile akli durumunun normal olduğu teyit edilmiştir. Hastanın yakınlarına ulaşılması amacı ile hastane sosyal hizmet uzmanlarınca yoğun çaba harcanmış ve bu çaba sonucunda polis tarafından hasta yakınları bulunmuş ve kendileri ile görüşülmüştür. Hasta yakınlarının kendilerinin ifadesi ile “hastayla ilgilenmeyecekleri ve bir daha hasta ile ilgili olarak aranmamaları ve rahatsız edilmemeleri” gerektiği söylenmiştir. Hasta yattığı tarihten bu yana son 4 gündür, her gün acil ameliyat edilmesi gerektiği anlatılmış ve ancak yakınlarının gelmesinden sonra ameliyat olmak istediği cevabı alınmıştır. Hastanın mevcut sağlık sorunları nedeniyle gecikmeksizin diz üstü amputasyonu gerekmektedir. Gecikme sebebi ile oluşabilecek hayati komplikasyonlar kendisine anlatılmıştır. Hiçbir yakının gelmeyeceği de kendisine belirtilmiştir. Hastanın tedavisinin devamı kendi izni olmadan yapılamamaktadır.”

Yukarıda anlatılan vaka bir devlet hastanesinde gerçekleşmiştir. Hastanın kendisine yapılması gereken cerrahi müdahaleye rıza göstermediği belirtmektedir. Hayati tehlikeye rağmen gerçekten hasta kendisine yapılması gereken tıbbi müdahaleyi reddedebilir mi? Bu soruya cevap vermeden önce mevzuatımızda ve uluslar arası mevzuatta tedaviyi reddetme hakkı nasıl düzenlenmiş ona bir bakalım.

Türk Ceza Kanununa göre; Prof. Dr. Hakan HAKERİ’nin yapmış olduğu değerlendirmede “… kişinin kendi geleceğini belirleme hakkı bulunduğundan, hasta kimseler tedaviyi reddetme hakkına da sahiptir. Dolayısıyla, tedaviye devam edilmesini istemeyen bir hastanın tedavisini yapmayan, yani pasif bir tutum takınan hekim öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulamaz. Kimse tedavisi için zorlanamaz.” demektedir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nde de bu konu ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir; “Tedaviyi Reddetme ve Durdurma: Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir. Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.”

İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi; “Madde 5 – Genel Kural: Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş olarak muvafakat vermesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında önceden uygun bilgiler verilmelidir. İlgili kişi, muvafakatını her zaman, serbestçe geri alabilir.”

Lizbon Bildirgesi; “Hasta, yeterli ölçüde bilgilendirildikten sonra tedaviyi kabul ya da ret etme hakkına sahiptir.”

Bali Bildirgesi; “Kendi kaderini belirleme hakkı: Hasta kendi kaderini belirleme ve kendisi ile ilgili özgürce karar verebilme hakkına sahiptir. Hekim hastayı verdiği kararların sonuçları hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür. Zihinsel yeterliliği olan erişkin bir hasta herhangi bir tanı veya tedaviye yönelik girişimi onaylama veya kabul etmeme hakkına sahiptir. Hastanın kendi kararını verebilmesi için gerekli şekilde bilgilendirilmeye hakkı vardır. Hasta uygulanacak test veya tedavinin amacının ne olduğunu, bunun sonuçlarının ne olabileceğini, tedaviyi kabul etmeme durumunda olabilecekleri açık bir şekilde anlamalıdır.”

Amsterdam Bildirgesi; “Hasta tıbbi girişimi reddetme veya durdurma hakkına sahiptir. Reddedilen veya durdurulan tıbbi girişimin getireceği sonuçlar hastaya dikkatli bir şekilde açıklanmalıdır.”

Hasta Hakları Avrupa Statüsü; “Hastanın tedavi veya tıbbi müdahaleye itiraz etme hakkı veya tedavi sürecinde kararını değiştirip devam edilmesine karşı itiraz etme hakkı vardır.”

Son söz olarak yaptığımız görüşmede Prof. Dr. Hakan HAKERİ’nin konuyla ilgili değerlendirilmesi ise şöyle olmuştur; “Hasta bilinci açık, aklı başında, iradesini doğru bir şekilde belirleme yeteneğine sahip ise, bütün rizikolar anlatılmasına rağmen tıbbi müdahaleyi reddetme hakkına sahiptir. Bu hastaya asla müdahale edilemez, bilinci açık olduğu müddetçe. Aksi durumda, hekimler suç işlemiş olurlar. O nedenle suç işlememek için müdahale etmemek gerekir. Ancak sonradan ihmal iddiasıyla da karşı karşıya kalmamak bakımından, ayrıntılı bir aydınlatma formu hazırlayıp, tamamen matbu olmayacak, boşlukları olacak, hastanın sorduğu sorular ve cevaplar yazılacak bu boşluklara. Sonra bu forma rizikolar ayrıntılı yazılmalı. Hastanın anlayıp kabul ettiğini belirtmesi, mümkünse hasta yakınlarından iki şahit ile (şart değil, ama sağlam olması bakımından) imzalaması gerekir.”

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Web Stats